Sinan Ergin'in beklenen kitabı NEDEN çıktı.
23 Aralık Çarşamba günü tüm kitapçılarda…
Bu kitap kişisel gelişim üzerine yazılmadı...
Yavaş yavaş değil, evrimsel hiç değil...
Şimdi şu anda karar vermen için yazıldı. Hazır mısın?
'Bir oluşum içinde olan her şey güzel, oluşan her şey ölüdür. Neden diye soran geçmiştir, bitmiştir. Sadece olan, olduğunu gören yücedir. Güzel, ne güzel diyen rutindir. Arkasındaki hakikati gören yücedir. Seviyorum diyen yalanla kendini avutandır. Sevgi olan ilahidir. Bunları anlayan, ne anladığını bilen ve böyle yaşayan el haktır. Gerisi çoktan geçmişin hatıra defterine yazılan kader, kaderimdir.'
Ben sadece kendime yazarken sizle buluştum. Bahçede güzel çiçekleri ve ağaçları seyrederken sizle buluştum. Ve siz beni okurken ben yine bu halde ama farklı bir görsellikte sizinle buluşmaya devam edeceğim. Yazarken sizinle, siz okurken sizinle buluşuyorum. O zaman, bu zaman… Ne kadar gereksiz bir algılama!
Tam gülü koklarken ve nefis çimenler içindeyken, günlük koşuşturmalarımı hatırlatan ve randevumun geldiğini söyleyen asistanımın telefondaki sesi… O anda seninle buluştum. Bu gidişin saçmalığını gören bir histeyken, benim gibi sen de aynı fikirlerde ve düşüncelerde gezinirken, eylemsiz bir soyut halde, hatta yazıya dökülmeden, madde olmamış haldeyken seninle buluştum. Yoksa sen bu kitabı nasıl alırdın? Hatta kesinlikle bu kitabı çok önce almıştın, sadece şimdi elinde tuttun.
Bu yazdıklarımı belki de sen yazmıştın, ben sadece kâğıda döktüm. Hatta utanmadan yazan benim diyerek, ismimi koydum. Sen düşünmeseydin bunu almazdın da, okumazdın da. Sen düşündün ben yazdım. Bazen kelimelerin yerini değiştirdim, bazen uzattım bazen de bozuk Türkçe ile yazdım. Ama sakın kızma, unutmayayım diye hızlı yazdım, ya da belki de geri alma diye imla hatalarıma bakmadan yazdım.
Bu kitabı kaç bin kişi kaç lisanda yazdık? Henüz bilmiyorum. Yenilerini ne zaman yazdık? Onu da bilmiyorum. Tek bildiğim, ben senle sen benle, kendimizle buluşup yazdık ve okuyoruz. O zaman anladık ki bu ne kitap ne de yazı, o zaman nedir? Bilmeden yazdık, o yüzden "Neden?" dedik, başka bir isim bulamadık. Ben dediğimde, sen kim sandın? Yoksa ismime mi baktın?
Ah! Ben de baktım, "neden bu isim burada?" dedim, dediler bu kuraldır, her kitapta vardır. O yüzden çağırılan ismini çağırsınlar da sen de duy diye isminle yazdık. "Neden?" diye soracağına, nedenleri yaz ve bul diyen yayıncımla madde ve imge yaptık. Halbuki ben neler yazacaktım ama senin yüzünden neler yazdım.
Dur, kızmadım. Çünkü çok beğenerek yazdım. Yetişemedim bütün hepsine, aldım tüm benliğime bir sonrakine sakladım. Allahtan hafızam çok kötü hepsini unuttum. O zaman sen düşle yine, ben yazarım.
Yeni kitaplarda, her daim, yine böyle…
Bütün Remzi Kitabevi ve D&R’larda Sinan Ergin imzalı kitap için; 0212 286 00 46'dan bize ulaşabilirsiniz.
|