iletişim için (212) 286 00 46
Asemble
Sevgi ve Mutluluk
Bu iki önemli konunun birbirinden ayrı değerlendirilmesi mümkün olmadığı için beraberce inceleyelim. Beraber inceleyelim derken çok ciddiyim. Yazanı ve yazılanları değil; bu âna kadar bize öğretilenleri, okuduklarımızı veya nereden geldiğini hiç düşünmediğiniz birçok tabuyu ve imgeyi bir kenara bırakarak beraberce bir yolculuğa çıkmamızdan bahsediyorum. Beyninizle değil. Hiç yorum yapmadan, düşünce üretmeden; hiç yüzme bilmeden denize atlamak gibi. Yapabilir misiniz? O zaman sizinle tartışabiliriz. Mümkün olmadığını düşünüyorsanız bu bölümü şimdilik atlayın. Eğer hazırsanız devam ediyorum. İsterseniz önce Sevgi kelimesinin anlamını beraberce bulalım. Sevgi ne demek? Hiç sevdiniz mi? Veya şu an seviyor musunuz?

Neden aklınıza hemen sevgili boyutu geldi? Biliyorum, diğerleri başka tür bir sevgi veya aşk. Annemiz, ailemiz, arkadaşlarımız, işimiz hatta çocuğumuz. Sevgilimiz ise çok farklı. Ne enteresan değil mi? Severken bile bir ayrım içindeyiz. Acaba sevgiyi ölçüyor muyuz? Elimizde bir tartı mı var? Ya da derece mi veriyoruz? Ya bizim olmayan çocuklar, komşularımız veya Tanrı sevgimiz onu nereye konumlandıracağız? Acaba böldüğümüzde ve ayırdığımızda sevgiyi anlayabilir miyiz? Sevgi için karşılıksız ve beklemeden; beynen değil, kalben hissettiklerimiz diyebilir miyiz? Durun hemen katılmayın tanımı beraberce bulacağız.

Karşılık beklemeden ve bölünmeden kelimeleri aynı düzlem içindeki kardeş kelimeler. O yüzden birini anladığımızda diğeri onun takipçisi olacak. Sizce sevginizde karşılık beklemiyor musunuz? Emin misiniz? Tanrı’ya dua ediyorsanız, sonunda günahlarınızı affetmesini ve size sağlık, mutluluk vermesini hatta para veya zengin bir koca vermesini istiyorsunuz. Neden? Tanrı’ya inandığınız için ve dini vecibeleri yerine getirdiğiniz için beklenti içindesiniz. Sizi cennetine almasını istiyorsunuz. Karşılık var. O zaman sizce sevgi mi var korku mu? Yoksa ikisinin de olduğunu mu düşünüyorsunuz? Korkunun olduğu yerde sevgi var mıdır?

Sevgiliniz evlenmek istemezse, sevmeye devam eder misiniz? Arkadaşınıza devamlı olarak sizin aradığınızı, onun sizinle hiç ilgilenmediğini söylediğinizde; sevgi mi vardır yoksa karşılık beklemek mi? Yıllarca büyüttüğünüz evladınız aramadığında ve “Beni aramıyor ama ben yıllarca yemedim yedirdim” dediğinizde sevgi var mıdır? Çok sevdiğiniz hocanız sizi sınıfta bıraktığında, “ne anlayışsız bir hocaymış, herkes hakkında konuşurken ben hep onun yanındaydım, değmezmiş” dediğinizde sevgi var mıdır? Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Sevginin altında bir beklenti varsa bunun sevgi olmadığını anlamalıyız. Bunun adı ticarettir. Parçalanmış iç dünyamızda; ikiliklerin olduğu yerde ve kendimize bir güven ortamı yaratmak istediğimiz küçük dünyamızda sevgi gibi yüce ve ulu bir kavramı bile madde haline getiriyor ve ticaretini yapıyoruz.

İsa’nın, Süleyman Mabedi’ndeki pazaryerini ve ticareti gördüğündeki kızgınlığı, insanlığın en önemli kaybını fark edişi olabilir mi? Ve Mevlana’nın “Ben şeytanı bile severim Yaradandan dolayı” ifadesi ne yücedir. “Şeytanı bile severim” diyerek bize bütünlüğü ne güzel tarif ediyor. Bir insan şeytanı bile sevebileceğini söylüyor, bir anne ve baba çocuklarının içinden seçim yapıyor ve kimi daha çok sevdiğini tartıyor. Elinde veya yüreğinde tartı varsa sevebilir misin? Âşık Veysel’in bütün parasını, evini başka birisi için terk eden karısının, kaçtığı gece giyeceği ayakkabının içine saklayarak sessizce vermesi ve “Şükürler olsun sana ve sevgimize yıllarca beraberdik, şükürler olsun sana” dediği gibi diyebilir miyiz? Biliyorum çok zor, bunlar özel insanların örnekleri diye bakabiliriz. Ama o zaman sevgiden bahsedebilir miyiz? Sevgiyi hak edebilir miyiz?

Budist rahibin bütün gün büyük bir sessizlikle seyrettiği, yeni açan gonca gülle huşu içindeyken, oradan geçmekte olan bir köylünün  “Ne güzel bir gül” diyip koklaması üzerine, “Evet öyleydi ama artık ölü” demesi, güzelliğin ve sevginin dile gelmesinin geçmiş olduğunu ve geçmişin de ölü olduğunu ne güzel tarif ediyor.

Sevgiye anlam yüklendiğinde sevgi olamaz. Seni çok seviyorum geçmiş ile ilgilidir ve ölüdür. Sevgi her daim vardır, ancak o ânın içinde kalan için. Bölünmüş bir ortam sevgi ortamı değildir. Sevgi ya hep vardır ya da yoktur. Ayrım içinde bir sevgi yoktur.

Sevgiyi hep güvende kaldığımız bir alana hapsetmekle uğraşırız. Eşimizi çok severiz ama kaybetme korkusu içinde aile kavramına hapsederiz. Her daim kontrol ettiğimiz şey sevgi midir? Yoksa korku mudur? Güvende olmak için birini kendimize bağımlı hale getirmeye çalışıyoruz. Bu bağımlılık içinde hep sevgi kelimeleri kullanarak önce kendimize sonra bağımlı yaptıklarımıza hipnoz içinde bir kafes sunuyoruz. Sevgi özgürlüktür. Sevgi korkunun olmadığı ve düşüncenin yok olduğu, zamansız bir ortamda yer alabilir. Düşünceler içindeki ‘Ben’ nasıl sevebilirim? Günlük koşuşturmalarım içinde ve madde dünyasında nasıl sevebilirim? İnsanları sevmeye çalışarak, bu yönde kendime telkinlerde bulunarak sevebilir miyim? Sevgi yaşayan bir ortamdır, ölümün olduğu yerde sevgi yoktur. Sevgi zamansızdır. Dün seviyordum ya da yarın belki sevebilirim diyerek sevgiyi anlayabilir miyiz? Mantığın olduğu yerde sevgi olabilir mi? Artık sevmek istiyorum dediğinde sevginin tüm anlamını yok edersin. Sevgi ne kaybedilir, ne de bulunur. Sen sevgi olduğunda sevgi olur. Sakın nasıl diye sorma. Nasıl sevileceğini sana kimse anlatamaz, dinler dahi anlatamadı. Onu da ticari hayatımızda yer alan büyük şirketler haline getirdik.

Bir gün gelir de hiçbir şey beklemeden içinde bir enerji, bir ateş ve bir yangın hisseder de söyleyecek bir kelime bulamazsan, işte bu sevgidir. O anda kal. Artık sen sevgi olmuşsundur. Aramazsın sevecek bir şey çünkü her şey sevgi olmuştur. Çıkarmazsın günahlarını bile onlar da sevgindir. Şeytanın bile melek olduğunu, senin bir parçan olduğunu hissettiğinde yazacak, anlatacak bir kelime bulamazsın, ne güzel bir anda olmak, bu huşu ya varmak. Ah kalbim!
 


 
Haftanın Videosu
Ad Soyad

E-Posta Adresi

Telefon Numarası
Firma

Görev





Copyright © 2010 | Asemble anasayfa | hakkımızda | eğitimler | eğitmenler | motivasyon konuşmacıları | danışmanlık | organizasyonlar | duyurular | basın odası | paylaş | iletişim